Etopya, Karakorço

Yüzyılın en büyük tıp skandalı


Yüzyılın en büyük tıp skandalı
Avrupa Konseyi: "Domuz gribi sahte"
12 Ocak 2010 Salı, 09:58:00
Avrupa Konseyi Sağlık Komitesi Başkanı Wolfgang Wodarg domuz gribi kampanyasının yüzyılın en büyük sağlık skandallarından olduğunu ileri sürerek "Bu sahte slgın ilaç firmalarının işi" dedi.
Avrupa Konseyi Sağlık Şefi’nin domuz gribi ile ilgili açıklaması tüm dünyayı adeta şoke etti. İngiliz gazetesi Daily Mail’in haberine göre, Wodarg, domuz gribinin aslında fazla ölümcül olmadığını ve yaşananları ilaç firmalarının tetiklediğini ifade etti. Wodarg, bir anda dünyaya korku salan domuz gribi vakalarının, küresel korku sayesinde milyarlarca lirayı cebe indirecek olan ilaç ve aşı üreten firmalar tarafından idare edilen ‘sahte bir salgın’ olduğunu savundu. Wodarg, söz konusu şirketleri, Dünya Sağlık Örgütü’nü (WHO) bu konuda ‘pandemi’ (yaygın hastalık) ilan etmeye telkin etmekle de suçladı.
Dr. Wodarg, domuz gribinin dünyaya anlatılan gibi korkutucu olmadığını söyledi. Wodarg, “Bu hafif bir griptir. Fazla ölümcül değildir. İlaç firmaları, domuz gribine karşı geliştirdikleri ilaçları satmak için küresel bir korku yarattı. Bilim adamlarına ve halk sağlığından sorumlu resmi kurumlara telkinlerde bulunarak, dünya çapında hükümetlerin alarm durumuna geçmesini sağladılar. Bu yüzyılın en büyük sağlık skandalı yaşanıyor” dedi.
Avrupa Konseyi’nin baş sağlık yetkilisi Wodarg firmaların insanları aşılamak için yarattıkları panik ortamının en çok hükümetlerin sağlık bütçelerine zarar verdiğini söyledi. Bu olayla ilgili olarak ilaç firmalarının rolünün soruşturulması için Dr. Wodarg tarafından hazırlanan bir teklif de Avrupa Konseyi tarafından kabul edildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden de sorumlu olan Avrupa Konseyi’nin bu ayın sonlarına doğru konuyla ilgili acil oturum yapması planlanıyor.
Avrupa Konseyi Sağlık Birimi Şefi Wolfang Wodarg bu elim hatadan aşı firmalarının hemen dönmesi gerektiğini söyledi. Uluslararası Şeffaflık Örgütü Yönetim Kurulu Üyesi Anke Martiny de geçtiğimiz ay domuz gribinin çok büyütüldüğünü söylemişti. Martiny “Aşıya güven kalmayacak” demişti.
İngiliz Sağlık Bakanlığı, domuz gribi yüzünden 65 bin kişinin öleceğini duyurmuş; özel bir internet sitesi kurup acil durum telefon hatları oluşturmuştu. Hatta stratejistler halkın ilaç bulmak için ayaklanma çıkaracağını göz önüne alarak, ordunun bile devreye girebileceğini öne sürmüşlerdi. Ancak geçen haftaya kadar sadece 5 bin kişinin virüs kaptığı ve 251’inin hayatını kaybettiği hatırlatılıyor. Dünyada domuz gribinden ölenlerin sayısı 8 bin 750’ye ulaştı.
Haber Yorumları (139)
şu osman durmuştan bir özür dilesiniz diyorum artık
Misafir 12 Ocak 2010 Salı 22:35
bu grip yeni birsey degildi,dunya sagli orgutude,saglik bakanligida bunu balgibi biliyordu,gribin 1000 uzerinde cesidi oldugunu ve bunlarin zaten bazilari oldurucu.netice bir sizindegil bu ab ulkelerininde cogu ayni pozisyonda.farkindaysaniz hersene yeni grip cesidi cikiyor.zaten var bunlar
Misafir 12 Ocak 2010 Salı 22:21
sağlık bakanı derhal istifa etmeli....
Misafir 12 Ocak 2010 Salı 21:14

şu osman durmuştan bir özür dilesiniz diyorum artık
Misafir 12 Ocak 2010 Salı 22:35
bu grip yeni birsey degildi,dunya sagli orgutude,saglik bakanligida bunu balgibi biliyordu,gribin 1000 uzerinde cesidi oldugunu ve bunlarin zaten bazilari oldurucu.netice bir sizindegil bu ab ulkelerininde cogu ayni pozisyonda.farkindaysaniz hersene yeni grip cesidi cikiyor.zaten var bunlar
Misafir 12 Ocak 2010 Salı 22:21
sağlık bakanı derhal istifa etmeli....
Misafir 12 Ocak 2010 Salı 21:14
bir akp gerçeği daha. milyonlarca doz aşı heba oldu. ayrıca domuz gribinden 500 den fazla kişi ölmüştü demekki domuz gribinden değilmiş.
Misafir 12 Ocak 2010 Salı 20:57
akdağ karadağ belli oldu demek:).
ROMANİKA 12 Ocak 2010 Salı 18:48
güvendiğiniz akdağlara karlarmı yağdı ne yoksa.
ROMANİKA 12 Ocak 2010 Salı 18:48
millet hangisine yansın paracıkların gittiğinemi keriz yerine konduğunamı güvendiği iktidarın karizmasının çizildiğinemi ne demişler sen yanmazsan ben yanmazsam nasıl çıkarız aydınlığa
Misafir 12 Ocak 2010 Salı 18:42
40 milyon aşının parası bizim ceplerimizden çıktı ama... medyanın yoğun baskısıylada satılmayan bütün vitaminler-antibiyotikler,grip ilaçları çatır çatır satıldı... yazık ya... bu ülke sahipsiz diyoruzda boşuna değil...
Misafir 12 Ocak 2010 Salı 17:32
medya da çok abartmıştı unutmayalım,başbakan da demişti zaten:)
Misafir 12 Ocak 2010 Salı 14:17
zamanında konuşsaydın daha değerli idi
Misafir 12 Ocak 2010 Salı 14:01
http://www.haberturk.com/saglik/haber/200058-yuzyilin-en-buyuk-tip-skandali



Domuz Gribinde Tam Bir Skandal
Avrupa Konseyi'inden Dünya Sağlık Örgütüne şok suçlama: Domuz gribi abartılarak ilaç firmalarına kar sağlandı.
Yayına Giriş: 04.06.2010 21:05:21
Güncelleme: 04.06.2010 21:05:21

Avrupa Konseyi'nden Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa hükümetlerine şok suçlama...
Konsey, Dünya Sağlık Örgütü'nü ve hükümetleri, domuz gribi salgınının risklerini aşırı derecede abartmak ve ilaç şirketlerine kar sağlayan gizli anlaşmalar yapmakla suçladı.
47 üyeli Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi'nin sağlık komitesi, geçen yıl dünyayı kasıp kavuran domuz gribi konusunda ciddi suçlamalara yer veren bir rapor yayımladı.
Raporda, Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa hükümetlerinin domuz gribi değerlendirmelerinin ve kararlarının, çok büyük miktarda kamu parasının israfına, yersiz korku ve paniğe yol açtığı iddia edildi.
Sağlık komitesine göre, salgınla ilgili kararlar yeterince açıklanmadı ve şeffaf şekilde ortaya konulmadı.
Söz konusu rapor, Avrupa Konseyi'nde 24 Haziran'da tartışılacak.
Konseyin Dünya Sağlık Örgütü üzerinde bir yaptırım gücü bulunmuyor.
Dünya Sağlık Örgütü ise suçlamaları redderken,örgütün internet sitesinde domuz gribi salgınının 214'ten fazla ülke ve toplumu etkilediği, yaklaşık 18 bin kişinin ölümüne sebep olduğu kaydedildi.
________________________________________
TRT - Türkiye Radyo ve Televizyonu © Tüm hakları saklıdır.

Haberi Internet üzerinde okumak için:
http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=776476a3-0798-4533-b01f-96db30913d1f

http://www.trt.net.tr/Haber/YaziciDostu.aspx?HaberKodu=776476a3-0798-4533-b01f-96db30913d1f

2012'de kamu hastanesi kalmayacak




2012'de kamu hastanesi kalmayacak

Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği Başkanı Ali Tezel'e göreTürkiye’de her yıl 3-5 milyar liralık özelleştirme gelirine ihtiyaç var. Bu nedenle de kamu hastaneleri de satılacak. SİBEL GÜNEŞ

01.04.2010 01:28:01

Türkiye’de sosyal güvenlik konusunu halkın anlayabileceği bir dile taşıyan ve sistemde fark ettiği boşlukları gündeme taşıdığı için sık sık siyasetçi ve bürokratlarla karşı karşıya gelen Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği Başkanı Ali Tezel'le sağlık gündemini konuştuk.

Türkiye’deki sağlıkta dönüşüm programının sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye bu konuda sizce önemli yol aldı mı?
AKP hükümeti sağlıkta dönüşüm politikasıyla sağlığa piyasa koşullarını getirdi. Bu insanların hastalanmasına yönelik bir politikaydı. 1961 yılında kabul edilmiş halen Küba'da uygulanmaya devam edilen 224 sayılı Sosyalizasyon Kanunu vardı. Bu kanun hastalıklardan korunmak, hastalanmayı engelleyerek iş gücü kayıplarını önlemek üzerine kuruluydu. AKP hükümetinin sağlıkta dönüşüm politikası insanları özel hastaneciliğe yönlendiren sağlığın piyasalaştırılmasına dönük bir politika başlattı.
Türkiye’de özel sağlık yatırımları bu süre içinde ne kadar büyüdü? Sizce olumlu adımlar atıldı mı?
Özel sağlık sektörü AKP hükümeti döneminde tam 12 kat büyüdü. 2002 yılında özel hastanelere verilen para 500 milyon lira iken şimdi 6 milyar lirayı buldu. Kamu hastanelerinin SSK’nın Sağlık Bakanlığı hastaneleriyle birleştirilmesinin ardından ilaç firmalarına da para akmaya başladı. PTT gibi ayrı hastaneler vardı. Onlar da bakanlığa devredildi. O güne kadar SSK işçisinin sağlık harcaması 180 lira iken piyasalaştırma ile emekli sandığı üyesi kişilerin oranına 700 liraya kadar çıktı. Ancak bu kaliteyi artırmadı. Sağlığın piyasalaşması sağlanırken vatandaşın sağlık hizmetlerine ulaşımı da sağlandı. Bakkala gider gibi hastaneye gitmenin de yolu açıldı.
Türkiye’de eczanelerden artık rahat ilaç alınabiliyor. Ancak vatandaşın ilaca rahat ulaşması ilaç harcamalarını da artırdı. Hükümet şimdi ilaç harcamalarını kısıtlama yolunu arıyor? Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
SSK ilaçta 25 şubat 2005 tarihinde 35 milyon insana bakıyordu. 35 milyon kesimin ilaçların toptan alıyordu. Bomonti’de kapatılmış olan SSK ilaç fabrikasında ilaç üretiliyordu. İlaç çok ucuza mal ediliyordu. Örnek vermek gerekiyorsa fiyatı 10 lira olan bir şurubu yüzde 10’a düşürüp 1 liraya mal ediyordu. 1 liralık ilaca da çalışanlarından yüzde 20, emeklilerden yüzde 10'unu alarak şurubu vermiş oluyordu. 2 lira para alıp kara geçiyordu. Vatandaş ilacını alıyor SSK’dan da ilaca bir kuruş para çıkmıyordu. SSK 1 lira kar edip alıyordu ama 29 Şubat 2005’den sonra SSK’nın fabrikası kapatıldı. Tüm eczanelerden ilaç alınabilir hale geldi. Aynı ilacı şimdi SGK 10 liraya satın alıyor. İlaç harcaması 15 milyar liraya çıktı önümüzdeki yıl ise 17 milyar lira olması bekleniyor. Bu harcama 2002 yılında 2.5 milyar liraydı. Koruyucu sağlık bir kenara bırakılarak vatandaşın hastalanmasını bekleyerek milyonlarca lira harcanarak hastalık üzerinden para kazanılan bir sistem geliştirildi. Bu yıl SGK’dan sağlığa 26 milyar lira çıktı. 2002’de bu 3 milyar lira civarındaydı. Özel hastanelere ödenen para 500 milyon liradan 6 milyar liraya çıktı. İlaç harcaması 3 milyar liraydı. Şu an 15 milyar lira önümüzdeki yıl 17 milyar lira olacak.
Türkiye’nin sağlıkta dönüşüm programını yapması kaçınılmaz mıydı? IMF’nin bu konudaki zorlayıcı rolü neydi?
Bizi IMF politikaları bu hale getirdi. IMF dayatmasıyla GSS Kanunu çıktı. Her stand by anlaşması gözden geçirmelerinde bize ‘GSS’yi çıkardınız mı’ diye sordular. ‘Hayır çıkarmadık’ deyince da parayı vermediler. Bu nedenle 2008’de 7 ay bekletilen stand- by anlaşmasıyla bize 3.5 milyar lirayı verdiler. İlaç ve özel sağlıkla ilgili harcamalarla ise 14 milyar lirayı götürdüler. Bunların hepsi 1 yıl içinde oldu.
Hükümet vatandaşın cepten harcamalarının sağlıkta dönüşüm programıyla en aza indirildiğini sıklıkla vurguluyor. Özel hastanelerde vatandaşın ödediği fark ücretinde tavan yüzde 70’e kadar çıkarıldı. Özel hastaneler de, vatandaş da memnun değil. Sizce vatandaşın cepten sağlık harcamaları azalıyor mu?
GSS başladığında özel hastanenin vatandaştan yüzde 30 ilave ücret alma hakkı vardı. 2010 Ocak ayında hastaneler sınıflandırıldı. Fark ücreti de yüzde 30-70 arasında alınabilir hale geldi. GSS başladığında vatandaşa ‘özel hastaneler yüzde 30’dan fazla ücret alırlarsa gelin bize şikayet edin. Ceza verelim’ diyorlardı. Bu da 2010 yılında bitti. Artık özel hastaneler vatandaşı istediği gibi soyabilir. Kimse müdahale etmeyecek. Önceden vatandaştan yüzde 30’dan fazla fark ücreti alan hastaneye 50-100 bin lira ceza veriliyordu. Şimdi cezalar 5-10 bin liraya düşürüldü. Artık ’vatandaşı soyabilirsiniz ‘ dönemine geçildi. Buna rağmen özel hastaneler zarar ettiğini duyurarak acıma duygusu yaratmaya çalışılıyor.
Özel hastaneler sık sık zarar ettiklerini ve SUT fiyatlarının maliyeti karşılamadığını ileri sürüyor?
Özel hastaneler madem zarar ediyorlar. ABD, Avrupa sermayesi neden Türkiye’deki özel hastanelere yüzde 70 oranında ortak oluyor. Bu soruyu yanıtlamakta zorlanıyorlar. Özel hastaneler yabancı ortak arıyor. Mevcut hastaneleri satarak Türk halkının hastalanması üzerinden para kazanmanın yolların arıyorlar. Ayrıca özel hastanecilik katma değeri en yüksek sektör oldu. Bir binayı otel yapsanız yatağı 40 liraya satarken özel hastane tabelesi asarsanız, yatakların birini 500 liraya satabilir hale geldiniz. Bu yüzden özel hastane açmak en cazip işlerden biri oldu. Her grup özel hastane açmayı hedefliyor.
Meclis’teki Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı’nın da hastanelerin özelleştirilmesi olduğunu ileri süren birçok sağlık meslek birliği ve sendika var. Hükümet ise bunu özerkleşme olarak tanımlıyor. Sizce hangisi gerçekçi görünüyor?
Şimdi hükümetin sağlıktaki gündemi kamu hastanelerinin özelleştirilmesi. Kamu Hastane Birlikleri Yasası çıkacak. Sonra da hastaneleri önce özerkleştirecek, sonra da özelleştirecekler. Çünkü Türkiye’nin her yıl en az 3 en fazla 5 milyar lira özelleştirme gelirine ihtiyaç var. Sata sata bir şey kalmadı. Köprüler ve oto yollardan sonra barajlara sıra geliyor. Ardından enerji gelecek. 2011-2012 yılında da kamu hastaneleri satılacak. 2012’de kamuda hastane kalmayacak. Kamunun rolü denetleyici olacak. Vatandaşın cebinden çıkacak para artacak. Obama’nın seçim meydanlarında ‘annemin sağlık harcamalarını yaparken sigorta şirketleriyle nasıl cebelleştiğini biliyorum’ dediği düzene geçeceğiz. Onlar da şimdi bizim sistemimize geçmeye çalışıyorlar. Bu durumda vatandaş hastalıktan çok, özel hastane ve sigorta şirketleriyle mücadele etmek zorunda kalacak. Sağlık hizmetinin elde edilmesi güç olacak. Paranız kadar sağlık hizmeti alacaksınız. Çalışan SGK’lı şu an sağlık harcamalarına yüzde 20 katılım payı ödüyor. Bu yüzde 50’ye kadar çıkacak. Açıktan alınan paralar resmileşecek. Sağlık çalışanı etkinliği olmayan kaderi hastane yönetiminin iki dudağı arasında olan kişiler haline gelecekler. Piyon olacaklar. Karar alma süreçlerinde etkileri olmayacak.
Hükümet ilaçtan sonra kamu sağlık harcamalarında da global bütçe uygulamasına gitti. Bu uygulama vatandaşa ve doktora nasıl yansıyacak?
SGK Sağlık Bakanlığı ile protokol yaparak 11.7 milyar lira üzerinden anlaştı. Tüm kamu hastaneleri ne kadar hizmet verirlerse versinler 11.7 milyar lira alacaklar. 2009 yılında Türkiye’de kamudaki 60 bin doktor çalışmış 12.3 milyar liralık bir hizmet oluşturmuş. Bakanlık ‘hekim ne kadar çok çalışırsa o kadar çok kazanır ‘ diyordu. Artık böyle bir şansları yok. Ne kadar çok çalışırsa çalışsın alacakları para 11.7 milyar lira. Hekimler ancak birbirlerinin gelirinden çalabilirler. Biri yüzde 50, biri yüzde 100 çalışıyorsa yüzde 50 çalışandan alıp yüzde 100 çalışana verecekler. Bütün hekimler aynı performansı gösterseler bile 1 yıl öncesine göre yüzde 5 daha az performans alacaklar.
Tam Gün Yasası ile hekimlerin en az 10 bin lira maaş alacaklarını ileri sürülüyor. Hatta 17 bin lira alacak profesörlerin bile olacağı iddia edildi. Bu rakamların gerçekleşmesi mümkün mü?
Bir doktorun 17 bin lira alması için günde 150 hasta bakması lazım, 20 de operasyon yapması gerekiyor. Buna ihtimal yok. Performans uygulamasıyla döner sermayeden daha çok para almak için hekimleri ahlaksızlığa itiyorlar. Ameliyat gerekmeyen hastaların ameliyat edilmesine neden oluyorlar. Hekimi gereksiz tahlil yazmaya yönlendiriyorlar. Sağlıkta dönüşümün sonuna gelindi. Hekimlerin performanslarıyla çok kazanma dönemleri artık bitti.
Hekimlerin Tam Gün Yasası’ndan sonra alacağı emeklilik maaşlarının da artacağı duyuruldu. Hekimlerin emekli maaşı sizce ne kadar yükselecek?
Bundan sonra döner sermaye gelirlerinden alınan paralar da emekli keseneğine dahil edilecek.Üstelik bunu devlet vermeyecek. Bir çalışandan alınan prim oranı yüzde 36’dır. Bunun yüzde 16’sı memurdan kesilir. Yüzde 20’sini devlet verir. Döner sermayeden gelecek paranın yüzde 36 sı da memurun cebinden çıkacak. 2 bin lira döner sermaye geliri olan hekim yüzde 36 primi ödeyecek. Bu da ayda 700 lira yapar. Yani hekimin cebinden 700 lira kesenek çıkacak. 1 yılda ayda 700 liradan 8 bin 400 lira prim ödeyecek fazladan. Bütün bunların sonunda da maaşına yılda 30 lira yansıyacak. Yani aylık yüzde 36 prim kesintisinin yılda maaşa yansıması yüzde 1 civarında olacak. Bütün primlerin çalışan tarafından ödendiği bir sistem dünyada ve Türkiye’de ilk kez oldu.

http://www.sagliktagundem.com/haber/2012_de_kamu_hastanesi_kalmayacak.htm

Durmuş: 12 milyar dolar ilaç soygun


Durmuş: 12 milyar dolar ilaç soygun
Edirne'de bir konferansa katılan eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş ilaç harcamasının 8 yılda 5 milyardan 12 milyara çıktığını bu rakamın soygun olduğunu ileri sürdü.

11.04.2010 13:35:47

EDİRNE- Eski Sağlık Bakanı MHP Milletvekili Osman Durmuş, Türkiye'nin 8 yıl önce ilaç tüketiminin 5 milyar dolar 2010 yılında ise bu rakam 12 milyar dolar olduğuna işaret ederek "Ne oldu? Nüfusumuz 3 kat mı attı?' diye sordu.

MHP Edirne İl Başkanlığı'nın Edirne Ticaret ve Sanayi Odası'nda (ETSO) düzenlediği, konferansa katılan Osman Durmuş, "12 milyar dolar soygun, birileri iktidarını koruyabilmek için uluslararası ilaç kartellerine dolayısıyla silah üreticilerine gönderiyorlar" dedi ve ekledi:

'1. Körfez Savaşı ve Irak işgali sonrası Türkiye sağlıklı düşünemiyor. Baskı altında, borç batağında, Türkiye'nin yer altı yer üstü zenginlikleri, ürettikleri, gelirleri IMF, Dünya Bankası tarafından yönlendiriliyor. Sağlık politikaları devletin ekonomisi üzerinde ciddi yük değildir. Sağlık politikaları tüm kazanımları küresel sermayeye aktarılır hale geldi."

http://www.sagliktagundem.com/haber/durmus_12_milyar_dolar_ilac_soygun.htm

Beyaz Üçgen çetesi: 4 trilyon zarar




Beyaz Üçgen çetesi: 4 trilyon zarar
60 kişiden oluşan Beyaz Üçgen Çetesi'nin sahte rapor ve reçeteyle devleti 4 trilyon liraya yakın zarara uğrattığı tahmin ediliyor. Gözaltına alınan 60 kişiden 34'ü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

10.04.2010 02:11:26

ANKARA-Sosyal Güvenlik Kurumunu sahte rapor ve reçeteyle dolandırdıkları iddiasıyla 14'ü doktor 60 kişi gözaltına alındı. Devletin zararının 3-4 milyon lira olduğu tahmin ediliyor. Sahte rapor ve reçetelerde astım, diyabet ve psikatrik ilaçların yazılı olduğu belirlendi.

27 ay süren Beyaz Üçgen adı verilen takipte Ankara Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Mali Suçlar Büro Amirliği ekipleri bazı eczacı, doktor ve ilaç firmaları mümessillerinin beraber hareket ederek sahte ve usulsüz düzenledikleri rapor ve reçetelerle SGK'yı dolandırdıklarını tespit etti. Yapılan takip ve teknik çalışmanın ardından, 60 kişi göz altına alındı. Gözaltına alınanların arasında biri tabip yarbay 14 doktor, üç eczane sahibi, altı eczane çalışanı, iki ilaç mümessili ve bir özel huzurevi müdürünün de bulunduğu açıklandı. Sorgulanan 60 zanlıdan 34'ü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Gözaltına alınan kişilerle birlikte çok sayıda hasta raporu, reçete, sağlık karnesi, kimlik fotokopileri, kesilmiş ilaç kupürleri ele geçirildi.

Gözaltına alınan zanlıların, suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak, sahte belge düzenlemek, kamu kurumunu dolandırmak yoluyla haksız kazanç elde etmek, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye atmak, rüşvet almak-vermek iddialarıyla mahkemeye gönderildikleri bildirildi.

http://www.sagliktagundem.com/haber/beyaz_ucgen_cetesi_4_trilyon_zarar.htm

GATS ANLAŞMASI KAPSAMINDA BULUNAN HİZMET SEKTÖRLERİNİN SINIFLANDIRILMIŞ LİSTESİ

GATS ANLAŞMASI KAPSAMINDA BULUNAN HİZMET SEKTÖRLERİNİN SINIFLANDIRILMIŞ LİSTESİ Çeviri: Selim Yılmaz Aşağıdaki sınıflandırma 1994...